Wednesday, May 13, 2015

CANAN TAN

  Sizleri bugün Canan Tan' ın müptelası olduğum bir kitabı ile tanıştıracağım.

Yüreğim Seni Çok Sevdi




Aslı ile Muratın İstanbul-Bursa-Amerika üçgeninde yaşadıkları  aşkın öyküsü.
 Herkesin kendinden bir şeyler bulabileceği kadar gerçek...


"Biliyorum, imkânsız aşk bu! Ama hükmedemiyorum kendime..." demişti Murat.
"Çünkü, Yüreğim Seni Çok Sevdi!.." Ardından da dizelere dökmüştü sevdasını.

"Yüreğim seni çok sevdi
o yürek talan
o yürek yangın yeri
o yürek seni istiyor
bir tek seni..."


  İçerisinde Nazım Hikmetten birçok şiir bulacaksınız ve sizi esir alacak bu şiirler Nazım Hikmetin tüm şiirlerini okumaya itecek:)


   Aslı İstanbul Teknik Üniversitesinde İşletme okuyan kendi halinde bir kızdır. Arkadaşları ile zaman geçirirken kendisi gibi İTÜ’de öğrenci olan Murat ile tanışır. Murat, Aslı’nın yakın arkadaşı olan Emre’nin arkadaşıdır ve varlıklı bir aileden gelmektedir. Bu yüzden Aslı ilk olarak onun zengin başı buyruk gençlerden biri olduğunu düşünür. Murat ise Aslı’ya ilk görüşte aşık olmuştur ve onu etkilemenin yollarını arar. İmdadına Nazım Hikmet’in şiir yetişir ve Aslı da Murat’ın aşkına inanmaya başlar.


Durup dururken içimde bir şeyler kopup tıkıyor boğazımı

Durup dururken sıçrayıp kalkıyorum yarıda bırakıp yazımı


Durup dururken rüya görüyorum bir otelde, holde, ayakta


Durup dururken çarpıyor alnıma kaldırımdaki ağaç


Durup dururken yıldızlar inip sallanıyor bir bahçede, 
salıncakta


Durup dururken mezardaki halim geçiyor aklımdan


Durup dururken kafamda güneşli bir duman


Durup dururken hiç bitmeyecekmiş gibi bağlanıyorum 
başlıadığım güne

Ve her seferinde sen çıkıyorsun suyun yüzüne...


  Zaman ilerliyor ve Murat Aslı ile Bursa’ya gider ve ailesi ile tanıştırır. Murat’ın ailesi gelenekle bağlı bir ailedir ve Aslı gibi bir kızı gelin olarak istemezler. Onların hayallerindeki gelin evinde oturacak, kocasına ve kaynanasına hizmet edecek biridir. Aslı onlar için okumuş ve entelektüel gelir. Bunun üzerine ikisinin aşkı karmaşık bir imkansız aşka dönüşmeye başlar.


  Aslı durumun daha da ileri gitmemesi için Amerika’ya okuma bahanesi ile kaçmaya karar verir. Oraya gittiğinde de kendine yeni bir hayat kurmaya başlar. Murat ise Türkiye’de zamanını Aslı’yı özleyerek ve ailesini ikna etmeye çalışarak geçirir fakat pek başarılı olmaz. 



Çekilmez bir adam oldum yine,

uykusuz, aksi, nalet


yeni her seferki gibi haksızım


sebep yok


olmasıda imkansız


bu yaptığım iş ayıp, 
rezalet.


Fakat elimde değil


Seni kıskanıyorum


beni affet.....


...


Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da, 

Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. 


Bütün iş Tahir'le Zühre olabilmekte, 


Yani yürekte.. 


Meselâ bir barikatta dövüşerek, 


Meselâ kuzey kutbunu keşfe giderken


Meselâ denerken damarlarında bir serumu,

 
Ölmek ayıp olur mu?

 
Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da

 
Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil. 


Seversin dünyayı doludizgin, 


Ama o bunun farkında değildir.

 
Ayrılmak istemezsin dünyadan 


Ama o senden ayrılacak.

 
Yani sen elmayı seviyorsun diye 


Elmanın da seni sevmesi şart mı? 


Yani Tahiri Zühre sevmeseydi artık, 


Yahut hiç sevmeseydi,

 
Tahir ne kaybederdi Tahirliğinden? 


Tahir olmak da ayıp değil, Zühre olmak da, 


Hattâ sevda yüzünden ölmek de ayıp değil...


  Aslı Türkiye’ye dönmemeye çok kararlıdır ve bu uğurda en yakın arkadaşının nişanını bile iş bahanesi ile kaçırır. Fakat en yakın arkadaşından Türkiye ve Murat hakkındaki gelişmeleri de sürekli takip eder.


seni düşünmek güzel şey
seni düşünmek ümitli şey
dünyanın en güzel sesinden
en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey
seni düşünmek güzel şey
seni düşünmek ümitli şey
fakat artık ümit yetmiyor bana
ben artık şarkı dinlemek değil
şarkı söylemek istiyorum…”

  Murat’ın babası hastalanır ve bunun üzerine şirketlerin başına Murat geçer. Bunun üzerine Murat’ın annesi Murat’ın istedikleri gibi biri ile evlenmesi için baskılarını arttırır. 


  Bu sırada Aslı arkadaşının düğüne gelme baskısına daha fazla dayanamaz ve düğün için Türkiye’ye gelir. Tabi düğünde Murat ile de karşılaşır ve Murat onunla evlenmek istediğini bir kez daha Aslı’ya iletir. Aslı bu aşkın çıkmazda olduğunu ve Murat’a daha fazla umut vermemek için ona evlendiği yalanını söyler. Bunun üzerine Murat tamamen yıkılır.


Saksılarda hala tek tük karanfil bulunsa da

ovada güz nadasları yapıldı çoktan


tohum saçılıyor, 


Ve zeytinler devşirilmekte


Bir yandan kışa girilmekte,


bir yandan bahar fidelerine yer açılıyor


Bense hasretinle dolu


ve büyük yolculukların sabırsızlığıyla yüklü


yatıyorum demirli bir şilep gibi Bursada...


  Aslı Amerika’ya geri döndüğünde hayatına kaldığı yerden devam ediyor ve pek istekli olmasa da sonunda Amerikalı ile evlenip hayatına Amerika’da devam ettirmeye devam ediyor. Fakat evliliği umduğu gibi gitmiyor ve bir süre sonra boşanıyorlar. Bunun üzerine Aslı Türkiye’ye dönmeye karar veriyor.


  Kader yine bir şekilde Aslı ile Murat’ı bir araya getiriyor. Eski arkadaş olarak birbirlerine hal hatır soruyorlar. Murat da evlenmiştir ve bir kızı olmuştur. Aslı, Murat için mutlu olduğunu belirtir fakat kızının adını öğrenince bir şok geçirir. Murat’ın kızının adı Aslı’dır ve Murat onu sürekli Aslı’m diye çağırır... Bunu duyan Aslı ağlamaklıdır...


Yüreğim seni çok sevdi, demiştin. Fazlasıyla  
kanıtladın. Bu 

kadarını yapamadım ben. Yüreğimdeksevgiyi yüreğime gömdüm.

Senin adın da hep bende yaşayacak.


Ama... Şairin dediği gibi...

Bir adin kalmali geriye 
Birde o kahreden gurbet 
BENI AFFET 
KAYBETMEK İÇİN ERKEN, SEVMEK İÇİN ÇOK GEÇ...




No comments :

Post a Comment